Köşe yazılarım...

• 16/2/2007 - Terör örgütü dağdan indi...

Evet yanlış duymuyorsunuz. Terör örgütü pkk dağdan indi artık ama teslim olmak için değil aç karınlarını doyurmak için. Terörist örgüt pkknın en büyük geliri olan uyuşturucu kaçakçılığına ard arda indirilen ağır darbeler örgütün dağlarda aç gezip popolarının donmasına sebep oldu. Boklarından ayıklayıp tekrar yiyerek defalarca sindirdikleri yiyecekleri de artık kullanılmaz hale geldi. Dolaysıyla tipide aç kalan çakalların köye indiği gibi şehirlerimize indiler.

 

Son aylarda artan hırsızlık ve gasp türünde olayların da %98 inin sebebi olan bu insan müsveddeleri şehir içlerinde kalaşnikof marka tüfeklerle gezmekten de nedense hiç çekinmiyorlar. Dikkatinizi çekti mi bilmem ama son günlerdeki gündüz vakti aleni yapılan kuyumcu soygunlarında bu tip silahlar kullanılıyor. Adi bir hırsızın kolayca elde edemeyeceği cinsten teçhizat ve silahlar bunlar. Dişi olanlarının da ağırlıkla katıldığı soygunlarda nedense kürtçe konuşuluyor. -Kürdistan hayali olmayıp bizlerle asırlardır insanca yaşayan kürt kardeşlerimizi tenzih ederim-

 

Bu aralar mahallemize de dadanan bu kepaze yaratıklar da bu olaylarla bağlantılı geliyor bana. Ard arda aynı eve defalarca girmekten hiç çekinmeyip aksine zevk alan bu yaratıklar da hırsızlıklarda benzer özellikler gösteriyor. Bu tip işlerde kullanılan 16-17 yaşlarındaki "yolun yolcusu" çocuklar yakalandıklarında ise yasalarda bulunan açıklardan faydalanarak birkaç gün içinde tahliye oluyorlar. Bu yaratıkları defalarca yakalayan polisler de artık isyan etmiş ve onları isimleriyle çağıracak kadar tanış olmuşlar.

 

Bazen düşünüyorum da, adaletin tam olarak sağlanamadığı bir memleketin vatandaşı olarak, bu tip olaylarda kendi yargı ve infaz sistemimizi kurup işletmeliyiz. Bir olay örneği inceleyelim. Örneğin evinizde bir hırsızla karşılaştınız:

 

1- Polise haber verin. (Bu arada adam kaçar. ) ---> Polis gelir, parmak izi arayıp heryeri simsiyah yapar. Size, sanki hırsız sizmişsiniz gibi bir sürü soru sorar. Bir de ifade için karakola buyrun bakalım. ---> Hırsız yakalansa bile hiçbişey bulunamaz. Zaten hırsız da kolay kolay yakalanamaz...

 

2- Çığlık atın. ---> Aferin hırsızı kaçırdınız! Birkaçgün sonra tekrar evinize girer. Bir de geçen sefer onu korkuttuğunuz için kıllığına yatağınızın üstüne zıçar. Evdeki koltuk yüzlerini de keser. Hatta buzdolabınıza da işer. ---> 1 nolu şıkka dön.

 

3- Kendinizi savunun. ---> Marangoz bünyamin abiye yaptırdığınız bezbol(?) sopası tipindeki meşe parçası ile ona saldırırsınız. a ---> hırsız karşılık verir muhtemelen silah çeker, sopa da siz de tarih olursunuz. b ---> kaçar sizden kurtulur ---> 2 nolu şıkka dön. c ---> adama bi vurdunuz herifin kafası yarıldı aha zıçtınız işte herif öldü. Polis gelir. Nezarette sıcak bir gece geçirirsiniz hatta nedense adam öldürmekten suçlanıp hapse girersiniz...

 

4- Yumuşak olun. ---> Buyrun hırsız bey, zaten sizin için kazanmıştım. Hepsini alabilirsiniz ama canımıza dokunmayın! dersiniz. Çok sevinir buna herzaman gelir... ---> 1 nolu şıkka dön.

 

5- Yumuşak olun ama! ---> Bu benim favori şıkkımdır. Hırsızı görünce panik yapmadan onunla konuşmaya başlarsın. Yapma evladım böyle! bak ihtiyacın varsa istediğini verelim. Seni polise de şikayet etmeyeceğim bak walla... Bu arada ayak parmaklarınızla halıyı eşeleyerek yürür ve ona yaklaşırsın. Ani bir yumruk ile yere serilen hırsızın öncelikle ayaklarını, sonra elleri ve ağzını sıkıca bağlarsın. Daha sonra evdeki ahalinin de yardımı ile hırsızı teras kata çıkarıp oradan kafa üstü aşağı atarsın. boynu kırılır itin. Hemen üşenmeden aşağı inersin. Derhal daha fazla iz yapmadan bağlarını çözüp polise haber verirsin. Polis geldiğinde ise valla eve girmiş memur bey bizi görünce balkondan atlamaya çalıştı ayağı takılıp kafa üstü düştü. Biz de çok üzüldük. Bak çocuk ağlıyo dersiniz. Ev ahalisinin de yardımı ile verilen ifadede suçsuzluğunuz ispatlanır. Sonuç 1-0 olur...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/9/2006 - Medya ne yapmaya çalışıyor?

Tam da ülkedeki kutuplaşmanın bitip, tepkinin sadece bölücü terör örgütlerine kaydığı bir dönemde medya yeniden devreye girdi. Ülkemizi asıl bölmek isteyenin birtakım basın- yayın organları olduğunu tekrar müşahede ettik. Son zamanlarda milliyet gazetesinin, bazı televizyon kanallarına verdiği reklamlara bakılırsa bu kolayca anlaşılabilir. Ülkemizde sağ-sol çatışmasının artık adının bile geçmediği ve teröre karşı tek yumruk olmaya çalıştığımız bir dönemde bu birliği parçalamaya çalışmak da neyin nesi? Yeni nesil Türk genci artık her iki ideolojinin de hataları olduğunu ve önemli olanın da vatan sevgisi ile kardeşçe yaşamak olduğunu anlamışken, bazıları neden körpe beyinleri bulandırmaya çalışıyor? Reklamlarda neden hala darbe öncesi yılların yanlı sözcülüğü yapılıyor? Sizce maksat tarihi öğretmek ve bundan ders aldırmak mı?

Bizler vatanımızda, birçok ülkenin vatandaşlarına verdiğinden çok daha fazla özgürlüklerle yaşamıyor muyuz? Herkesi memnun etmenin mümkün olmadığını fark edemeyen bazı durgun fikirli özgürlük avcılarının akılları ne zaman başlarına gelecek? Bir grup, bizim evladımızken diğer grup değil mi? Bu tür konuları gündeme taşıyıp halkımızın ve gençlerimizin kafasını karıştıran milliyet gazetesini kınıyorum...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/9/2006 - 75. İzmir Enternasyonal Fuarından izlenimler...

Dün sabah yorucu bir tren yolculuğu sonrasında 75. İzmir Enternasyonal fuarına gittim. Havaların serinlemesi ile birlikte gündüz saatlerinde fuara ilgi büyüktü. Adından da anlaşılacağı gibi uluslararası olan fuar bu yıl bana önceki senelerdeki tadı vermedi. Sebebine gelince, önceleri daha çok yeni teknolojilerin ve endüstriyel ürünlerin yabancı katılımcıların da desteği ile tanıtıldığı fuar, bu yıl bakliyat-makarna söleni gibiydi. Yiğidi öldür hakkını yeme demişler, fuar tamamen bundan ibaret değildi ancak olması gerektiği gibi değil, daha çok bir reklam havası içinde fuar gördü İzmirli'ler. Bunun yanıda bence yetersiz kalan organizasyon, insanları eğlenmekten çok sıkıntıya soktu. Açık fuar alanı içindeki yetersiz kalan içilebilir su çeşmeleri, birçok karaborsacı su satıcısının peydah olmasına sebep olmuştu. Binlerce kişinin ziyaret ettiği fuar alanında WC lerin eksik ve ücretli oluşu ve fuar alanına ek seferlerin düzenlenmemesi de büyükşehir belediyesinin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyordu. Güvenlik problemi pek yaşamadığımız fuarda esas problem, halkla ilişkileri bozuk olan güvenlik görevlileriydi. Yetersiz konum bildirme sistemi de fuar içinde gezen ve burayı bilmeyen birçok kişinin konforlu bir şekilde gezememesine sebep oldu. Sonuç olarak 75. İzmir Enternasyonel Fuarının gerek içierik gerekse organizasyon açışından zayıf hatta başarısız olduğunu söyleyebilirim. Ancak, insan verilen değer gözetilerek yapılan organizasyonlara alışık olmadığımız için bunlarla da çok mutlu olabiliyoruz...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/9/2006 - Colgate Misvak... (Reklam eleştirileri 1)

"Küçükken buraya misvak bulmaya gelirdik..." evet, beyaz ve sağlıklı dişleri olan(porselen) dede torununa bu sözleri söyleyiverdi hiç düşünmeden. Zavallı torun da tonton dedesinin attığı bu yalana inanıverdi. Bu reklamın senaristleri Türk halkını cahil mi sanıyor bilinmez ancak bilinen birşey var ki o da misvak ağacının Türkiye'de yetişmediği... Eğer yetişseydi, zaten eskisi kadar kullanılmayan bu yararlı erak ağacının dallarını ithal etmezdik. Colgate e gelince hiçbir ülkede daha önce üretimi ve satışı olmayan bu nesneyi ilk ve tek olarak Türk halkının üzerinde denedi. Sebep? Açıklayalım, din istismarı ile para kazanmak. Nüfusunun büyük yoğunluğu (%90 ı demiyorum dikkatinizi çekerim) müslüman olan ülkemizde dini adetlerine bağlı, modern islami kesim bu reklamın hedefi oldu. Geçtiğimiz günlerde, İzmir Diş Hekimleri Odası, televizyonlarda yayınlanan 'Misvak Özlü Colgate Diş Macunu' reklam filmi için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu'na şikayette bulundu. Sonrası, ürünün reklamlarının durdurulması ve para cezası verilmesi kararı alındı. Bu iyi oldu ancak diş hekimi arkadaşlar halkın dini duygularını istismar edilmesinden değil, misvak özünün dişleri tedavi ettiği iddiasının yalan olduğunu ileri sürerek bu şikayeti yapmışlar. Ne diyelim Allah, materyalist düşünceden kopamayan bilim adamları ve araştırmaktan yoksun eğitilmiş cahil ordusuna da akıl fikir ve hidayet nasip etsin...
Diş macununa gelince, onda misvak özü bulunduğuna bile inanasım gelmiyor...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Aklımın bir köşesindekiler artık sanal ortamda...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
En sıcak ortam biziz...

Kategoriler

Arkadaşlar

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |